Çarşamba, Haziran 15, 2011

Avrupa'nın İnce Hesapları

Sezonun bitişiyle birlikte Avrupa Kupaları’na da veda etmiş olduk bu senelik. Genel olarak bir göz atarsak çok da sürprizlerle dolu bir sezon oldu diyemeyiz herhalde değil mi? Birazdan sayacağım takımlar bu sezon liglerinin şampiyonları, önümüzdeki sezon Şampiyonlar Ligi’nin izlenmesi gereken takımları. Hem de bu sene Avrupa’da takımları yarışacak olan ülkelerin puan sıralamasına göre.


Manchester United, Barcelona, Milan, Dortmund, Lille, Zenit, Shakhtar, Otelul Galati, Porto, Ajax, Fenerbahçe. Evet, kalitesine yeri geldiğinde toz konduramadığımız ligimiz 2011-12 sezonunda Avrupa Kupası’na katılacak ülke puanlarına bakıldığında 11. sırada.
 
Romanya’nın Portekiz ve Hollanda’nın önünde olması, Rusya ve Ukrayna’nın ilk beşe yaklaşma çabaları ilginç detaylar. Şimdi biraz da şu sistemi detaylandıralım da bu resimden ne anlayabiliriz ve neler çıkarmalıyız ona bakalım.

Öncelikle genel olarak puan sıralamalarında son 5 sezonun dikkate alındığını söyleyeyim. Ana mantık ise, ön eleme ve grup maçlarında alınan her puanın ülke adı altında toplanıp takım sayısına bölünmesi. Yani elenirken kazanma şansınız yoksa, beraberliği elde etmek bile geleceğe ufak da olsa bir katkı aslında.

 
Bir de maçlar haricinde alınan bonus puanlar var. Şampiyonlar Ligi’nde gruplara kalmak 4 puan (bkz. Bursaspor), o gruptan çıkabilmek 5, ondan sonraki her tur da birer puan. Yani finale yürüyen Manchester United ve Barcelona sadece bonus olarak 12şer puan aldılar bu sene. Öte yandan direk olarak Avrupa Ligi’nde başlayıp kupayı alan Porto sadece 3 bonus puan alırken, Şampiyonlar Ligi’nden elenerek Avrupa Ligi’nde finale kalan Braga 7 bonus puan aldı mesela. Kısaca söylemek istediğim şudur. Benim gözümde ligi önemsemeyip hedefi Avrupa koyan hiç bir yönetici bu işi bilmiyordur. Şampiyonlar Ligi’nde her sene gruplara direk olarak katılmanın getireceği puanları ve finansal katkıyı geçtim, orada elde edilecek tecrübe bile sadece bir seneliğine bir kaç tur geçmekten iyidir.

Peki bu kadar puan ne işe yarar? Ülke puanımız artsa ne olur, azalsa ne kaybederiz? Hemen alttaki resime bir göz gezdirin, sonra detaylandırırız.

 
Bu tablo, önümüzdeki sezon hangi ülkeden hangi takımların hangi kupaya kaçıncı turdan katılacaklarını söylüyor. Dikkatli olanlarınız ülke sıralamasının ilk resmideki 2009-10 sezonuyla aynı olduğunu fark etmiştir. Anlatmak istediğim tam da bu aslında. Bir sezonda oluşan sıralama 2 yıl sonra kaç takımla Avrupa’da temsil edileceğini gösteriyor. Yani önümüzdeki sezonda müthiş işler yapsak bile bunun ilk somut halini 2013-14 yılında göreceğiz. Tabii ki önümüzdeki yıl alacağımız puanlar 5 yıl boyunca o tabloda yer alacağı için ciddi katkı yapacak ama sorun tam da burada başlıyor. Şimdi işin takım düzeyini de katarak bu sorunu irdeleme vakti.

Ülke ve takım olarak kazandığımız puanların 5 yıl boyunca hesaplarda kullanılıyor olması belli bir standardı sağlayamadığımız için maalesef bir dezavantaj. Örnek olarak Fenerbahçe’yi düşünürsek, 2012-13 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynadığımız yıl kazandığımız puanlar hesaptan çıkacak. Tam olarak 18,950 gibi büyük bir puan kaybı bu. Bu seneki hezimetimiz ise 2,420 puan ile tam 5 yıl yakamızdan düşmeyecek. Alttaki resimde son 5 yılda bu seviyelerdeki en iyi üç takımımızı göreceksiniz.

 
Bu sıralamadaki 4. takımımız geçen sene Şampiyonlar Ligi’nden aldığı 4 bonus puanın da etkisiyle Bursaspor. Sırası 135, toplam puanı da 12,010. İtalya’nın ülke olarak ortalama  puanın 12,110 olduğunu düşünürsek lig kalitesi mevzusuna girmemize gerek kalmaz sanırım. Bu ortalama puandan kısaca bahsedeyim, kafalar karışmasın. Eğer bir ülkeden son beş yılda Avrupa Kupaları’na katılmamış bir takım bu hakkı kazanırsa, kaçıncı torbadan kuraya gireceğini bu ortalama puan belirliyor.

Peki bir takımın yıl içindeki puanı nasıl hesaplanıp bu 5 senelik tablolara giriyor? Bursaspor örneğiyle kısaca açıklayayım. Gruplara kaldığı için 4 puan, bir beraberlik aldığı için de 1 puan kazanan Bursaspor takım olarak 5 puanla bitiriyor. Eğer bir de galibiyet alabilse 2 puan da oradan alacak ama önümüzde yıllara diyoruz artık. Üstüne de ülke olarak aldığımız ortalama 4,600 puanın takım sayısına bölünmüş hali olan 0,9200 ekleniyor. Böylece Bursaspor’un bu seneki Avrupa puanı 5,9200 olarak kayıtlara geçiyor. Biraz önce bahsi geçen 0,9200 puanı, her sene hesaplanıp son 5 seneki toplamları Avrupa Kupaları’na katılmamış takımlar için taban oluyor. İtalya’nın 12,110 olan puanı bizim için 7,010 mesela. Bu seneki 0,9200 puanımız ise İtalyanlar için 2,3142 oluyor.

2. resimde gördüğümüz 4,600 puanımız genel sıralamamıza şöyle yansımış bu sene.

 
Bu tabloya baktığımızda, hatta birazdan göreceğiniz son 2 resimle birlikte baktığımız zaman, geleceği görüp yorum yapabilmemiz çok daha kolaylaşıyor. Öncelikle bu 4,600’ün başımızı ağrıtacağı bir gerçek. Bunu kabul etmek durumundayız. Aynı şekilde, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nde Çeyrek Final oynadığı sene aldığımız 9,750 de 2 sene içinde hesapları etkilemeyecek bir nottan ibaret olacak. Yine de tablo bu kadar karamsar değil. Çünkü bu sistem sadece bizim puanlarımızı yutmuyor. Önümüzdeki sene ciddi kan kaybedecek bir Hollanda mevcut mesela. Ya da bizim çeyrek final puanlarımız gitti diye üzüldüğümüz dönem 11,250 gibi büyük bir kayba uğrayacak Rusya. Peki bu kayıplar nasıl atlatılır? Tabii ki belirli bir standardın altına düşmeyerek. Buyrun önümüzdeki iki sezonun sıralamaları, tabii ki oynanmamış maçların puanları eklenmemiş haliyle.

 
Bu yılın tablosuyla birlikte bu üç resme bakarsak, 2 yıl içinde iyi işler yapamazsak önce Yunanistan’a sonra da Danimarka’ya olmak üzere en az 2 sıra kaybediyoruz. İlk 6 ligin değişmediğini fark etmişsinizdir ancak 2012-13 sezonu başında Rusya bir anda Ukrayna ve Hollanda’ya geçiliyor mesela.

Uzun lafın kısası, önümüzdeki süreç gerçekten çok önemli. Artık dilimize dolanan şu lig kalitesini Avrupa’da da göstersek mesela, Rusya’dan, Ukrayna’dan takım gelince rakip olarak küçümsemek yerine nasıl bu ülkelerin bizden daha yukarılarda olduklarını irdelesek ya da.

Baya karamsar bir yazı olmuş olabilir ama işin içine matematik ve ince hesaplar girince maalesef can sıkıyor. Öte yandan dört gözle şampiyonluğu bekleyen her taraftar bir sonraki sezon Avrupa’yı kasıp kavurmayı ister. Aslındaysa hepimizin duymak istediği şey ortak:

Not.1: Bu yazı daha önce Midas'ın Krallığı Blog'da Konuk Yazar Köşesi'nde 9 Haziran 2011 tarihinde yayınlanmıştır. KONUK YAZAR KÖŞESİ: Avrupa'nın İnce Hesapları

Not.2: Yazı içinde gördüğünüz tüm resimler bu siteden alınmıştır. Vakti ve ilgisi olanların detaylıca kurcalamasını tavsiye ederim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder